semahindayim
seni unutmanin
dönüyorum,
göçmeniyim adresinin
dönüyorum kaçinci ölümü bu ömrümün
dönüyorum
rehinim
dönüyorum
seninim
dönüyorum
Bu sabah baslamak için seni unutmaya
yeniden ölüyorum.......
semahindayim seni unutmanin
dönüyorum,
göçmeniyim adresinin
dönüyorum kaçinci ölümü bu ömrümün
dönüyorum
rehinim
dönüyorum
seninim
dönüyorum
Bu sabah baslamak için seni unutmaya
yeniden ölüyorum.......(alinti)
Bilesin...
Saçlarında rüzgarları bulduysam
Gözlerinde yağmura dokunduysam
Yakınım sen uzağım sen olduysan
Sana olan sevdamdır bilesin...
Hiçbir kalemin cesareti yoktur bu yürekteki yıkılışı yazmaya...
Geceler korkak, geceler korkulu, geceler korkunç...
Sabahına uyandığım her gün yapayalnız...
Sensiz... Sessiz...
Görmezsin...
Zaten görmek için yetmiyor gözler... Gidiyorum, ellerini aç, umutların
sende kalsın diyerek; arkanı dönüp adımlar atmaya başlamak bir acı
hikayenin ön sözü sayılıyor... Her yağmur, gözyaşlarıymış bu uçsuz
bucaksız, vefasız, kalpsiz şehrin ve damlalarını düşürdüğü her
kaldırım, yollarınmış adım adım geçtiğin...
Saçlarında rüzgarları bulduysam
Gözlerinde yağmura dokunduysam
Yakınım sen uzağım sen olduysan
Sana olan sevdamdır bilesin...
Bilinmezliklerin en orta yeri kaldı senden geriye...
Ve hiçbir mektubu tek zarfta, tek kutuda toplayasım da yok artık...
Ya adın kalır üzerinde, ya da çıkmaz sokaklarla dolu adresin...
Anlamazsın....
Aşk bir yaşam biçimidir kandırmacasına boğulmuş gidiyordum işte...
Kolaydı... Yaşamın, yaşamanın ve yaşatmanın en güzel anlamıydın
çünkü... Sen vardın, seninleydim, kandım gitti işte!
Aşk mı? Boşversene...
Aşk olunca yanakların kızarışların en koyusunu yaşar, en koşarcasına
adımlarını atarmış ayakların... Gözlerin daima uzağı görür, sessizliğin
sesini daha iyi duyar, şubat ortasında mevsimlerin en sıcağını
yaşarmışsın...
Ellerin hiç kurumaz, dudakların hiç solmazmış
Biri tutulur, diğeri öpülürmüş çünkü...
Boşverdim, inanmadım...
Saçlarında rüzgarları bulduysam
Gözlerinde yağmura dokunduysam
Yakınım sen uzağım sen olduysan
Sana olan sevdamdır bilesin...
Her rüzgarda biraz daha koyuyorum zindanlara yüreğimi... Umutlarım
demir parmaklıklara emanet... Çayı her yudumlayışımda, yaktığım her
sigarada, dinlediğim her şarkıda bu dert beni iflah etmez öldürür
tadını yaşatıyorum işte o yüreğe!
Her yanışımdan sonra, ayrılık da dahil aşka palavrası atılıyor
sokaklara... Aşka, yüreğe, umuda, bir bir tükenen her ümide ortak
olduğu taraf, neresidir ayrılığın? Hangi yaşanmışlığa, hangi kaybedişe
ve hangi hüzne denktir bu ızdırap?! Hangisine cevaptır her içimdeki bu
ruhsuz örtü?!
Bilmezsin...
Öpüyorsam ayrılığı gözünden
Söküyorsam yüreğimi göğsümden
Geçiyorsam gözlerinin içinden
Sana olan sevdamdandır bilesin
Belki de kader, kırmızı kağıtlara kanla yazı yazmak olsa gerek...
alıntı

Üvey zemheri gözler üvey
Yer gök dört duvarsa agir agir
Düsmedim daha
Agir dar sokak vurgunlari
Kaldirin düsenleri agir agir
Düsmedim daha
Ayaz vur vuracaksan
Hiç utanmadan
Ey talih sen de
Dön döneceksen
Gecen günün beni neden tanimadi
Elin kolun beni nasil saramadi
O bendeki cani henüz yoramadi
Üvey zemheri gözler üvey
Yer gök dört duvarsa agir agir
Düsmedim daha
Agir dar sokak vurgunlari
Kaldirin düsenleri agir agir
Düsmedim daha
Çabuk sön yetim yildiz
Dal derinlere
Kiyamet sen de
Kop kopacaksan umay umay
Orospu kirmizi isimli kitabtan;
Birisi, dünden daha çok mektup
yazdığımı söyleyebilir mi... Beni dünden daha az sevdiğini. Yüzünü, geçen yaz
denizden çaldığım taşla Tem yoluna çizdim. Omuzlarıma sürdüğüm gül kremini
kokladım, tanrıya dua ettim. �SEN YOKTUN, NİÇİN GELEYİM...� diyen bir aşk
mektubunu anımsadım. � En son kötülüğün kaldı bende, en son ben sevebilirdim
seni� diye biten. Arabamı sağa çekip dikiz aynasında makyaj yaptım. Sana
ihanetlerin en büyüğünü hazırladım, en kanlısını; bir gün beklediğin gibi
benden.
Bütün güzel
cocuklar süpeli isimli kitaptan;
Bu gece yalnızlık
yok. Seni bekleyen yağmur saksıları dolduruyor. Krem kutularına boşaltıyorum
yazdıklarımı. Rüyalarımda, donmuş nehirlerin üstünden kahkahalar atarak
kayıyorum. Yalan konuşuyorum. Kum saatlerini yakıyorum. Biri penceresini açsa
kurtulacaksın sanıyorum. Ama olmuyor. Bütün pencerelerimi açıyorum. Ama olmuyor
işte. Meğer sen bütün davetleri reddetmişsin. Meğer sen tüm çırpınışlarıma
sırtını dönmüşsün. Anladım, çok sevmişsin sokağa küfür gibi çaldığım kırmızıyı...
Rüya duvarlari isimli kitaptan
Bağlıyız
birbirimize
Ama önce sen gidiyorsun
Sonra hepimiz,, sonra hepimiz
Önce sen burkuyorsun sayfayı, sonra başkaları karalıyor
cümleleri.
Tam sen ağlayacaksın sanıyorum,
Bir taş yuvarlanıyor sol kolumdan yere,
Başkaları ağlıyor.
Korkma anne, aşk seni de öldürmedi, hatırla.
Bıraktım oyun sonsuza dek sürsün.
Tek tek sökeceğim dolaştığın yerlerdeki acılı
yıldızları.
İşim beş dakika sürer.
Nasılsa bilmiyorum son paragrafı.
Sokaklar uyudu
artik öpüsebiliriz isimli kitaptan;
Sessizliğin oyunu
sessizlikte oynanır. Bir hastane odasında; ziyaret saatinin bittiğini anons
eden doğulu kızın aksanlı ricasından sonra. Yan odada büyük bir hikaye yere
düşrülürken... hemşire serum şişesindeki damlayı durdurmak için hortumu
sıkıştırırken...; Sessizlik hazırda bekleyen bir oyuncu gibi çoktan neşesini
kaybetmiş durur.